Her şey bana göre olsun!

Öncelikle belirtmeliyim ki, bu bir siyasi yazı değildir. Ama Türkiye öyle bir yörüngenin sarmalında dönüp duruyor ki, hemen bir mana ve önem yüklenebiliyor, böylesi satırlara…

Bostancı-Kadıköy arasında sefer yapan sarı renkli dolmuşlar, Bağdat Caddesi üzerinden gidip, sahil yolundan geriye dönerler. Bu hattın çok eski şoförleri Yeşilçam filmlerinin jön karakterleri için ilham kaynağı olurlardı.

Siyah deri ceket, koyu renkli ütülü pantolon, boğazlı kazak, siyah sivri burunlu ayakkabılar, arkaya doğru taranmış saçlar ve ince bıyıklar… Karşınızda Ayhan Işık! Yakın arkadaşı Sadri Alışık veya Orhan Günşiray

Şimdi bu kıvamda birin bulmak zor bu hatta…

Artık başka özellikleri var. İçtikleri sigaraların kutulu paketlerini yolcu beklerken yere atıyorlar. Yanan sigarayla direksiyona oturuyorlar. Devamlı telefonla konuşuyorlar. Sadece yol kenarında binecek yolculara odaklanıp, “inecek var” uyarılarını ıskalıyorlar.

Ama onların en fazla “hasta” eden davranışların başında Erenköy Galip Paşa Camiindeki öğlen ve ikindi vakti kaldırılacak cenazeler geliyor.

Trafik sıkışıklığı oluyor haliyle… O zaman bu dolmuşların İstanbul ile bir türlü bütünleşememiş yeni nesil şoförleri Erenköy’den geçerken “ölen kişiye hitaben” söylenmeye başlıyorlar:

-Sanki buradan kaldırılınca cennete gideceksiniz!..

Bu en kibarı oluyor. Bir tek küfür etmedikleri kalıyor. Uyaran olursa da “ben sizin için telaşlanıyorum” diye bir de yolcularına hönkürüyorlar!

Hiç ölen insanın 200 yıl aşkın süredir bu bölgede yaşan bir İstanbullu olabileceğini, evine en yakın cami olması nedeniyle Galip Paşa Camiinde sevenleriyle vedalaşabildiğini düşünmüyorlar.

Hatta buradan kaldırılan cenazelerin kendilerine karşı yapılmış bir kötülük olduğunu bile düşünüyorlar. Tek ölçüleri var:

-Her şey bana göre olsun!

Bu tarzın temsilcileri parti kurup (mesela doldur-boşalt partisi) iktidara gelseler, sanki onları hiç yadırgamayız!

Posted in Genel.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir