Zonguldak her ziyaret öncesinde heyecan yaratır bende… Zongudak’a gitmeyi severim. Yazımı yazarken yine aynı duygular içindeyim. Sizler bu yazıyı okurken de bu özel şehirde olacağım. Zonguldak Belediyesi Kitap Fuarı’nda değerli gazeteci-yazar kardeşim Mustafa Kemal Erdemol ile hem söyleşi hem de imza yapacağız.
***
Zonguldak için birçok tanımlama yapılır. Bunların başında da çalışmanın kutsal gücüne gönderme yapanı gelir:
-Emeğin Başkenti!
Bütün kent yoğun emek üzerinden nefes alıp verdiği için bu tanıma kimsenin itirazı olmaz. Ama bir de fotoğrafın negatifi yüzü vardır. Zonguldak yıllar boyu emekçiler için ölüm-zulüm arasında uzanan bir cehennem olagelmiştir.
Kozlu Ocağında 1992’de meydana gelen şimdiye kadarki en büyük maden kazasında 263 işçi ölmüştü. O tarihte Zonguldak’ta herkesin bildiği bir “sır” bulunuyor:
Dünya bankası kredisiyle anılan gaz maskeleri bürokratik engellerle gümrükte bekletiliyor. Kazadan sonra gaz maskeleri sessizce dağıtılıyor!
Bu kazadan mucize esere sağ kurtulan Hasan Bozacıoğlu 560 kodunda yaşadığı kazayı hatırlıyordu:
-Patlamayı duydum, bayılmışım. Yedi kişiydik alev yüzümüzü yalamış. Üç gün sonra gözümü hastanede açtım, kafam soba gibi olmuş!
Karısı Rafiye eşini ancak ayaklarından tanıyabiliyor.
Hasan’ın başındaki metal baret ocakta meydana gelen cehennemin ateşine dayanamayarak eriyor, onun kafasına yapışıyor!
Eğitim Mühendisi Erdinç Günay “Grizu patlamasında ilk anda 25-30 kişi ölebilir. İkinci de kömür tozu patlar ki, (Kozlu 1992’de bu oldu) 1 metreküp havada bulunan 3 bin ppm karbonmonoksit insanı tek nefeste öldürür. Kozlu’da 50 bin ppm karbonmonoksit açığa çıktı. Tek kurtuluş gaz maskesiydi. O tarihte gaz maskemiz yoktu!” diye anlatıyor Kozlu Cehennemini…
Maden işçiliği bir dönem tam anlamıyla kölelik gibi işliyormuş. Jandarmalar Zonguldak köylerine girdiği zaman ortalıkta dolaşan 15 ve daha yukarı yaş delikanlıları yakaladıkları gibi madene götürürlermiş.
Daha sonraki yıllarda bu “köle avı” biraz insanileşmiş. Çevre köylerin delikanlılarına mecburi maden işçiliği getirilmiş kanunla…
Ama maden işliğinin zorluğunu en iyi maden mühendisi Turhan Karagöz anlatıyor:
-Benim büyükbabam Ali Karagöz 1950’de Çankırı’da üç yıl hapis cezasına hüküm giyiyor. Hakim seçme hakkı olduğunu söyleyerek Zonguldak madenlerinde 1.5 yıl işçilik öneriyor. Ali Karagöz de kabul edip maden işçisi olarak ocağa iniyor.
***
Eskiden ocak açma işlemleri de TTK kendi personeliyle yapardı. Şimdi Zonguldak’ta özelleştirme furyası hüküm sürdüğü için böylesi operasyonlar özel sektöre veriliyor. Tabii bunun ekonomik bir getirisi var. Özel sektör daha ucuza mal ediyor, her bir şeyi!
Mesela özel sektör tarafından işletilen bir maden ocağındaki “kurtarma” işlemini dinlemiştim kahramanından… Ocak çöküyor, işçilerden bir tanesi yarı beline kadar kömürün altında kalıyor. Çekiyorlar gelmiyor. Fazla zaman da yok. Ocakta yeni bir çökme meydana gelebilir. İşletmenin sahibi son model cipi ile geliyor, durumu inceliyor ve kararını açıklıyor:
-Beline ip bağlayın, benim ciple çekip alacağız!
-Ama ayakları sıkışmış durumda, ya koparsa?
Patron onunda çaresini buluyor. Ölümle boğuşmakta olan işçinin eşini çağırıp soruyor:
-Ya ölecek, ya da bir ayağı kopacak kabul ediyor musun?
Kız çaresiz, ölümden iyidir diyerek kabul ediyor.
Belinden halat bağlı işçi, patronun tamponunda endişe ile beklerken araç hızla hareket ediyor. İşçi sağ, salim ve tam olarak kurtuluyor! Sıkışan ayak çizmenin içinden çıkıyor, şans tabii!
***
Bana bu hikâyeyi Milliyet’te uzun yıllar Zonguldak muhabiri olarak görev yapan Kemal Mert anlatmıştı. Kemal’i bu ayın ilk haftasında kaybettik. Bu sefer Kemal’e olan sevgi ve özlemimi eşi Ayşe ile birlikte ağlayarak gidermeye çalışacağım.
Zonguldak’ta Kemal’in kuşağı gazeteci kardeşlerim Ali Ayaroğlu’nu, Cevdet Akgün’ü de göreceğim.
Eskiden Zonguldak büyük maden kazalarıyla anılırdı. Özel sektörün madenciliğe taarruzu ile bütün ülke cehenneme döndü. Tabii sadece maden ocakları değil, siyaseten de cehennemi yaşıyoruz. Grizu kazalarında gaz maskesi yoktu, siyasi mücadelede ise ahlak!..
Belediye başkanlığının ateşten gömlek olduğu bir dönemde Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in önderliğinde düzenlenen kapsamlı etkinlik büyük bir saygıyı hak ediyor:
-Cehennem günlerinde kitap aşkı!