Türk edebiyatının gerçek anlamda yaşayan efsanesi Ataol Behramoğlu için 12 Nisan 2026 Pazar günü İBB Büyükada Taş Mektep Kültür Merkezinde çok anlamlı bir doğum günü etkinliği yapıldı.
Tekin Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Elif Akkaya davet mesajında “Ataol Behramoğlu’nun geçirdiği ağır hastalığı sonrasında ilk doğum gününe hazırlanıyoruz” diyordu.
Ataol’un doğum günleri farklıdır. Yakın arkadaşlarıyla toplanıp iki duble attıktan sonra pasta kesilmez, onun doğum günleri edebiyat, şiir, müzik şöleni halinde okurları başta olmak üzere sevenleri ve yakın dostlarıyla kitlesel olarak kutlanır. Ataol öncelikle toplumcudur. Ne yaparsa halkıyla birlikte kotarmak ister.
Beşiktaş Belediyesi Süleyman Seba Kültür Merkezindeki “2 x 40’ıncı” doğum gününü hatırlıyorum. Şiirler şarkılar eşliğinde Ataol kitaplarını imzalayarak girmişti yeni yaşına…
Birinci 40 yaşına ise 1982 yılında 12 Eylül Askeri Darbesinin zindanlarında Barış Derneği tutuklusu olarak adım atmıştı olgunluk yaşlarına…
Ataol’un hayatı hapislikler sürgünler arasında geçmesine karşın üretmekten, yaratmaktan ve kendini geliştirmekten hiç geri kalmadı. Onun eriştiği akademik ve estetik düzeyde bir sanatçıya başka ülkelerde devletler büyük destek verirler. Bizde ise Ataol ve onun gibi olanlar için devlet sadece “hapishane hizmeti” sunar. Bu durum günümüzde de değişmiş değil.
Ataol’un Taş Mektep’teki doğum günü yine bir edebiyat şöleni halinde yaşandı sevenleriyle birlikte. Başta Zülfü Livaneli vardı gelenler arasında. Bodrum’dan altmış yıllık arkadaşı için Büyükada’da idi. Zülfü Livaneli, henüz Zülfü Livaneli olmadan önce Trabzon’da ekmek parası için çalışan evli bir genç adamdı. 1960’lardan söz ediyorum. O yıllarda Trabzon’da vatani görevini yapan iki yedek subay dikkatini çekmişti. Şiirden, edebiyattan ve ülkenin geleceğinden falan konuşuyorlardı. Elbette şehrin “ev sahibi” olarak onlara yakınlık gösterdi. Sohbetleri umut doluydu. Livaneli’nin yakınlık kurduğu yedek subaylardan biri Hasan Cemal, diğeriyse Ataol Behramoğlu idi.
Ataol ve Zülfü’nün o yıllarda başlayan dostlukları hiç bitmedi. Ayrı ülkelerde sürgün kaldılar aynı acılarda buluştular. 2 Temmuz 1993 Sivas’ta Madımak Katliamı yapıldığında Ataol “Yaşamak görevdir yangın yerinde” dizelerini yazdı. Zülfü de aynı hüzünle besteleyerek Türkiye’nin karanlık tarihine birlikte ayna tuttular.
O yangın yerinde katledilenlerden şair Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan da doğum günündeydi. Ataol ile “Hayatımız Güzeldir” kitabı hakkında söyleşi yaptı. Kitabın yazarı Okan Toygar hastalandığı için bu önemli günde yoktu. Okan bir doktor… Hem de Ataol’un ölümle pençeleşti günlerde onunla birlikte hastanede yatıp kalkan bir doktor. Biz hep doktorların hastalanmayacağını düşünürüz. Öyle değilmiş öğrendik!
Eren Aysan’ın sorularından önce Nebil Özgentürk’ün bir kış günü yine Büyükada’da çektiği Ataol belgeselini izledik. Salonda bulunan Nebil mikrofona gelerek bir de Ataol şiiri okudu. Sonra Ataol’un torunu Miro geldi ekrana, dedesi için Fransızca yazdığı uzun şiirini video ile yollamıştı Paris’ten.
Yazının başında söylediğim gibi doğum günü değil sanat şöleniydi. Ataol ile 30 yıldır Türkiye’nin ve dünyanın pek çok şehrinde sahne alan uzun yol arkadaşı Haluk Çetin gitarıyla, ünlü oyuncu Altan Gördüm de Ataol’un şiirleriyle geldiler. Haluk, Ataol şiirlerinden bestelediği şarkılarını söyledi, Altan güçlü sesiyle şiirlerini okudu. Haluk ile birlikte sahneye gelen diğer sanatçı ise Ataol’un eşi, ve hayat kaynağı ressam Hülya Behramoğlu idi.
Etkinliğin açış konuşmasını Elif Akkaya’dan sonra Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat yapmıştı, kapanış konuşması için bir başka efsane Zülfü Livaneli mikrofona geldi. Arkadaşının benzersiz özelliklerini sıralarken son dönemdeki büyük eseri “Rus Edebiyatı Antolojisi”nin altını kalın hatlarla çizdi. Livaneli, bütün unvanlarını ve sıfatlarını sıraladıktan sonra arkadaşını Ağrı Dağının zirvesine yerleştirdi:
-Sadece Ataol olmak bütün makamların ve unvanların üzerindedir!
Ben de bu yüzden yazının içinde yeri geldikçe bu yolu izledim, “Ataol” dedim. Yoksa telefonumdaki kaydı ile ona hitap etmekten asla geri durmam: ATAOL ABİM!
12 Nisan Pazar günü Büyükada Taş Mektep’te coşkulu bir sanat şöleni yaşandı. Sadece adı farklı ve bir o kadar da kapsayıcıydı:
-Ataol’un doğum günü!
