Sevgili Duygu,
Senin aramızdan ayrılışının 20. Yılı, 30 Temmuz 2026… Sensiz yıllarda seni çok mutlu edecek gelişmeler yanında, üzüntüden kahrolacağın o kadar kötü olay yaşandı ki, onları yazmaya BirGün’ün bütün sayfaları yetmez.
Önce iyi şeyleri yazayım. Kadın voleybolcularımız dünya ve Avrupa şampiyonlukları kazanıyorlar. Gerek kulüpler liginde gerekse Milli Takımlar düzeyinde çağdaş “Türk Kadını” imajını zirvelerden zirvelere başarıyla taşıyorlar. Gericiler, bu başarılarla kahroluyorlar! Çünkü her şampiyonluktan sonra sporcularımız kendilerini şöyle ifade ediyorlar:
-Atatürk’ün kızlarıyız!
Senin 1980’lerde bayrağını açtığın “Kadınları Bağımsızlık İlanı” hareketi bir hayli yol aldı. İsyan eden, yeter artık diyen her kadının içinden bir Duygu Asena çıkıyor. İktidarda bulunan AKP’nin politikalarına karşın, kadın direnişi de militan bir yükseliş gösteriyor. Mesela 8 Mart Gece Yürüyüşleri bütün engellemelere rağmen İstanbul’un kalbinde bir volkan gibi patlıyor.
Türkiye ise bıraktığın gibi değil. AKP iktidara geldiğinde kendisine yönelik bütün önyargıları doğrulamak için elinden geleni yaptı. Ülkeyi büyük bir cezaevine dönüştürdü. Kapalı cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 400 bini aştı.
Hapisteki insan bakımından Avrupa birincisiyiz!
Kadınlara yönelik şiddet ise istatistikleri patlatıyor. Sadece 2026’nın ilk altı ayında Türkiye’de 150 kadın öldürüldü. Senin gittiğin 2006’dan, 2026’nın Temmuz’una katledilen kadın sayısı için ancak “yaklaşık” sayı verilebiliyor:
-6 bin ile 8 bin arası!..
Büyük bir spor salonu dolusu kadın, erkekler tarafından öldürüldü.
Pek çok faili meçhul kadın cinayeti var. Ama bunlar içinde bir tanesi yaşadığımız ülkenin tomografisi olabilecek niteliğe sahip. Tunceli’de 5 Ocak 2020’de kaybolan Gülistan Doku’nun kendi kendine kaybolmadığı biliniyordu. Ama resmi açıklamalar bunu doğrulamıyordu. Çünkü iş başındaki Tunceli Valisi!nin oğlu (Türkay Sonel) öldürmüştü zavallı kızı. Devlet bütün imkânlarını bu cinayetin ört bas edilmesi için seferber etmişti! Hatta o sırada gazeteci Ferit Demir’e dava bile açmıştı katilin babası olan Vali Tuncay Sonel!
Sevgili Duygu,
Senin de üzerinde çok durduğun “devlet memurlarının suç işlemesi” konusu bıraktığın yerden çok daha kötü aşamalara ulaştı. Görev tanımı yasalarla sınırlandırılmış güvenlik görevlileri, ne anayasa ne de yasa tanımadıkları Gülistan Doku cinayetinde bir kez daha ortaya çıktı.
Burada senin “mutlu” olacağın bir nokta var. Kapanmış olan bu cinayet dosyasını yeniden açan da genç bir kadın:
-Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu!
Kadın Cinayetlerini Önleyeceğiz Platformu başta olmak üzere kadın avukatlar, gazeteciler davanın takipçileri olmaya devam ediyorlar.
Biraz önce yukarıda ülkenin bir hapishaneye döndüğünü söylemiştim ya, artık içerde olanları saymak yerine dışarda kalanları söylemek daha kolay hale geldi.
Buna karşı bizim cenahta kimsenin pes etmeye niyeti yok. Yine bir genç kadın gazeteci yaptığı haberle ülke gündemine damga vurdu. BirGün muhabiri Ebru Çelik, ülkenin kurucu partisine çökmek isteyenlerin tezgâhını ortaya çıkarttı.
Bugüne kadar hiç kötülük yapma fırsatına sahip olamamış kişileri “iyi insan” olarak kabul ettik. Şimdi onu da yaşıyoruz. İyi bildiğimiz insanların “kötülük yapma kapasitelerini” de görebiliyoruz.
Nâzım Hikmet “Mesele esir düşmekte değil/ Teslim olmamakta bütün mesele” diyor ya, bulunduğu yerde bir direniş destanı yazan, gazetecilik mesleğinin onurunu en yükseklerde taşıyan Merdan Yanardağ’ın tespiti var olan durumu çok net açıklıyor:
-İslamcı iktidar bir türlü dikiş tutturamıyor!
Sana verebileceğim en iyi haber şu olabilir. Türkiye büyük bir değişimin arifesinde:
-YENİ Parti kuruldu!
Demokrasiyle bütün bağlarını koparmış iktidar, ekonomiyi düzeltecek hiçbir enstrümana da sahip değil. Elinde bir tek baskıyı arttırmak var. Zaten yapacağının en fazlasını yapıyor. Bu şekilde ülkeyi düze çıkartmış bir iktidar dünyada var olmadı.
Sevgimiz ve özlemimiz gibi sana olan ihtiyacımız da her geçen gün daha da artıyor. Ne kadar hızlı geçmiş zaman… Ancak yazınca anlayabiliyoruz:
-Duygu Asena’ya 20. yıl mektubu!

