Çok özleyeceğimiz güzel insan!

Nâzım Hikmet’in doğum ve ölüm yıldönümleri yaklaşırken öncelikle aranan kişilerin arasında Emin Karaca adı mutlaka yer alır.  Çünkü o şimdiye kadar Nâzım Hikmet üzerine hiç düşünülmemiş bir çalışmaya imza atmıştır:

“Nâzım Hikmet Şiirinde Gizli Tarih”

Yarın 15 Ocak 2021 Büyük Ozanın 119. doğum günü… Konuyla ilgili program yapacak olan her gazeteci gibi benim de aklımda Emin Karaca vardı.

12 Ocak Salı günü ortak dostumuz Tamer Kayaş’ın sosyal medya sayfasındaki kısa notu okuduğumda telefonumu elimden düşürdüm:

“Emin Karaca dostumuzu az önce kaybettik! Anısına saygıyla…”

Kısa süre sonra Atilla Özsever arayıp “doğru mu?” diye sordu. O da biliyordu ama inanmak istemiyordu, “yok doğru değil” dememi bekliyordu. Atilla Özsever 12 Mart 1971 Döneminde Emin Karaca ile THKP-C Davasında birlikte yargılanmışlardı.

Türkiye’de ülkesinin bağımsızlığı için kafa yoran, mücadele eden, düşünen, düşündüklerini yazan hangi solcu aydının yolu hapishanelerden geçmemiştir ki?

Emin Karaca 1949’da Denizli’de dünyaya geldi. Lise 2. sınıf öğrencisiyken sol kitaplar okuduğu gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldı. O da İstanbul’a kadar “uzaklaşıp” Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) “eski tüfeklerini” buldu!

Türkiye’nin umuda yelken açtığı günlerdi. 1965 Seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi (TİP) Meclis’e 15 milletvekili sokabilmeyi başarmıştı.

Emin’in eli kalem tutuyordu, içlerinde ANT Dergisinin de bulunduğu çeşitli sol yayınlarda yazıları yayınlanıyordu.

Bütün yayın organları Babıali’deydi, Emin Karaca da orada kalıcı oldu. Pek çok günlük gazete, haftalık, aylık dergide çalıştı. Benim yolum Emin ile eski Milliyet’te kesişti. Ekonomi servisinde “güzel” haberlere imza atıyordu. Bir büyük banka çalışanları yemek boykotu yapmışlardı, toplu sözleşme tıkanıklığını protesto için. Emin de bunu haberleştirip sayfaya koymuştu. Banka yönetimi “ilan silahını” çekip haberin yayınlamamasını istiyordu. Ekonomi şefi Necati Doğru, Emin’in haberinin arkasında durdu. Milliyet’e 70 milyonluk ilan kaybettirmişti bu haber!..

O zamanlar yaygın medyada böyle “küçük şeyler” oluyordu!

1990’lı yıllarda gazeteler Babıali’yi terk edip medya plazalarına doğru giderken Emin Karaca da gazeteciliği veda edip araştırmacılığını kitaplarına yöneltti.

Eski Tüfeklerin Sonbaharı, Nâzım Hikmet’in Aşkları, Sevdalınız Komünisttir-Nâzım’ın Siyasal Yaşamı, Ağrı Eteklerinde İsyan, Kalaşnikofa Güzelleme, Plazaların Efendisi Aydın Doğan, Vedat Türkali Ansiklopedisi yazdığı otuzu aşkın kitaplarından bazılarıdır.

Emin Karaca güçlü kalemiyle ölüme o kadar uzak duruyordu ki, Salı günkü habere kimsenin inanası gelmedi. Çünkü yazacak daha çok kitabı vardı!..

Ölümün onunla olan mesafesi konusunda Melih Güneş’in telefonda anlattığı duyguları iyi bir örnek olabilir. Melih Güneş Nâzım Hikmet’in dünya dillerinde yayınlanmış neredeyse bütün kitaplarını toplayıp müthiş bir eser meydana getirdi. Yakında kitapçılarda olacak. Melih diyor ki:

-Kitabı Emin Karaca’ya ulaştırmak için adresini istedim. Bana bir şey olursa Emin Abi bunu yazar diye geçirdim aklımdan.

Emin 1949’lu Melih ise 1963 doğumlu. Kendisinden 14 yaş büyük olan Emin’i böylesine “ölüme uzak” görüyordu.

Hepimiz öyle görüyorduk. Biz ölebiliriz ama önemli değil, Emin Karaca yazar nasıl olsa!  

Haberi alınca eşini ve kızını aradım, “Baş sağlığı dilemek için aramıyorum, birlikte ağlamak için arıyorum” dedim. Sonra hep birlikte bir güzel ağladık. Ailesi, arkadaşları, okurları, dostları, sevenleri biliyoruz ki:

-Çok özleyeceğimiz güzel bir insanı kaybettik!