23 Nisan hüzün doluyor insan!

Sabah haberleri (22 Nisan 2026) arasında,  Ankara’nın Temelli ilçe sınırları içinde eğitim uçuşu yapan bir helikopterin düştüğü yer aldı. Kara Havacılığı Komutanlığı’na ait helikopterin düşme nedeni bilinmiyor. Ölen ve yaralanan olmadığı açıklandı.

Böylesi bir durum haliyle halk tarafından “merak” ediliyor. Bu merakı kim giderecek? Öncelikle gazeteciler. Çeşitli kaynaklara ulaşacaklar. Bazıları kimliklerini açıklayacaklar, bazılarıysa isminin saklı tutulması şartıyla önemli bilgeler verecekler. Gazeteci de bu bilgileri mesleki süzgecinden geçirerek haberleştirecek.

Kaza haberinin peşinden bir de “ciddi uyarı” geldi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, iç ferahlatıcı bilgiler verdikten sonra açıklamasını şöyle bağladı:

-Konuya ilişkin kamuoyunda yer alabilecek teyitsiz ve dezenformasyon içeren bilgilere itibar edilmemesi önem arz etmektedir!

Aynı metin ile altı yıl önce bir “devlet uyarısını” Tunceli Valisi Tuncel Sonel de yapmıştı!

O uyarıya karşın Tunceli’de devlet içinden de iyi haber alan bir gazeteci haberi patlatsaydı:

-Gülistan Doku kaybolmadı öldürüldü. Valinin oğlu da bu işin içinde olduğu konusunda önemli kuşkular bulunuyor. Doku’nun telefonundan sim kartı çıkartılıp verilerin silindiği, isminin açıklamasını istemeyen üst düzey bir yetkili söyledi.

Vali Sonel bu gazetecinin anasından emdiği sütü burnundan getirmez miydi? O zamanlar Tuncel Sonel, Tunceli’de devletin ta kendisiydi.

Haberler öncelikle onun tarafından “teyitli” olması gerekiyordu!

Ama ne oldu?

Eski vali, oğlu Mustafa Türkay Sonel, yakın çevresinde yer alan kamu görevlileri tutuklandılar!

Demek ki devlet görevlilerinin “teyit etmesi” gerekmiyormuş!  Böyle bir zorunluluk sadece katilleri, hırsızları, görevi kötüye kullananları koruyup kolluyormuş!

Suç işleyen devlet görevlilerinin yargı önüne çıkartılması için altı yıl beklemek neden gerekiyor ki? Karışmayın gazeteciler haberlerini yapsınlar.

Devlet de (mümkünse) “temiz” kalsın!

Gerçek olmayan bilgileri aleni olarak yaymak diye saçma sapan bir yasa maddesiyle gazetecileri içeri atabilirsiniz ama gerçekler sonsuza kadar saklandığı yerde kalmaz.

Unutulmaması gereken başka bir şey de şudur:

-İki kişinin bildiği hiçbir şey sır değildir!

Hele daha fazla kişi biliyorsa; onların işleri eski Tunceli valisinden daha da zordur.

BirGün muhabiri İsmail Arı, Alican Uludağ, TELE-1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tamamen sonraki yılların “kesin gerçekleri” yüzünden hapisteler. Zafer Arapkirli’ye ise önceki yılların tarihe geçen gerçekleri (Alevi katliamları) yüzünden 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Muktedir olanlar yasaları delik deşik ederek ülkenin altını üstüne getirebilirler.

Atalarından kalan zeytinleri savunduğu için tutuklanan Akbelen muhafızı Esra Işık’ın tutuklanma nedeni vatanını savunmak…

Seçim sandıklarında rakiplerini gömen belediye başkanları da öyle… En son Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve 18 arkadaşı sadece “seçim kazanmak” suçu (!) yüzünden tutuklandılar.

İstanbul’da geleceğin Cumhurbaşkanı olarak halk nezdinde yükselen Ekrem İmamoğlu bütün mesaisini Silivri’de ülkenin üzerine adeta çöken sistemi paramparça etmeye harcıyor.  

Benzeri bir vaziyeti Yasemin Sungur çocuklar ve gençler için yazdığı “Atatürk’ten Sana” adlı kitabının girişinde “bütün bu şeraitten daha elim ve vahim olarak memleket dahlinde iktidara sahip olanlar” diye alıntıladığı metni şöyle bitiriyor:

“Gaflet delalet hatta hıyanet içinde olabilirler!”

Bunlar çok iyi bilinen bir vasiyet ve görev tevdii… Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe hitabından…

Peki, ülke işgale mi uğradı?

Hayır!

Ama sonuçları itibarıyla yaşanan mağduriyetler sanki o günleri aratmıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de açıldı. Atatürk bu özel günü bir bayram olarak ülke çocuklarına armağan etti. Yıllarca neşe ile anıldı bu bayram. Ülkeyi yönetenler her 23 Nisan’da koltuklarını çocuklara verdiler. Benzerlerine hiç benzemeyen bir devlet büyüğü geçmiş yıllarda koltuğuna oturan çocuğu, alt beyni ile motive etmişti:

-Şimdi başbakansın, istediğini asar istediğini kesersin!

Çocuk öyle bir şey yapamadı… Diğeri ise… Neyse geçelim, günün anlamına ilişkin bir çocuk şarkısının güncel versiyonu ile yazıyı noktalayalım:

-Bugün 23 Nisan hüzün doluyor insan!  

Posted in Köşe Yazıları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir