Foça’da duran zaman

Yaşadığınız şehirden kısa süreli uzaklaşıp, döndüğünüzde yakın dostlarınız merakla sorarlar:

-Yediğin içtiğin senin olsun gezip gördüklerini anlat, nasıldı?

Bu yazının konusunu yukarıdaki soru oluşturuyor.

Foça’yı kaç kez ziyaret ettiğimi hatırlamıyorum. Bu ziyaretlerin büyük çoğunluğunun yaz mevsimi dışında olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Ağırlıklı olarak 1980’lerin sonu ile 1990’ların başında Foça’da Küçük Deniz diye bilinen, çepeçevre içkili lokantalarla dolu şirin Foça Koyunun kenarındaki mekanları hatırlıyorum. 12 Eylül sonrası ülkeyi Turgut Özal’la demokrasiye geçirme dönemiydi. Askerlerin yarım bıraktıklarını “liberal” ANAP tamamlıyordu. İlk Anavatan Partisi (ANAP) Hükümeti’nin sözcüsü Mesut Yılmaz aynen şöyle diyordu:

-Halkı depolitize etmeye devam edeceğiz!

Sağcı iktidara karşı solcu muhalefet de Foça’da ha babam de babam içiyordu. Küçük Deniz’deki restoranların demokrasi mücadelesine az buz katkısı yoktur!

Ege Bölgesindeki bütün politik etkinliklerin finali Foça’da yapılıyordu. Belediye Başkanı Nihat Dirim (1989-1999) Foça  ev sahipliğinin bütün inceliklerini gösteriyordu.

İzmirli, İstanbullu, Ankaralı siyasetçiler, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri Foça’nın bütün rakılarını, balıklarını, zeytinyağlı yemeklerini gayet yakından öğrenmişlerdi. Ama Foça’yı tam olarak gezip görme imkanları olmamıştı.

2021 Eylül’ünde “sahici” Foça’yı görüp tanıma şansına sahip olabildim. Elbette dostlar üzerinden bir Foça mümkün olabilirdi. Sevgili Bilge Egemen ve hayat arkadaşı Serdar Tunçbay, Foça kalesinin üzerinde bir burç gibi duran 1800lerde yapılmış evlerinin bahçesinde eski yıllardaki gibi bir Foça sofrasıyla karşıladılar… Sofrada “Gamiz” de vardı. Asıl adı Gamze Gürsoytrak ama öyle diyorlar. Karşıyaka basketbol takımının 1986-87 sezonunda şampiyon olan ekibin efsane kaptanı Tuğrul Taşkıngenç’in Foçalı eşi Gamze de Serdar’a “Kongo” diye hitap ediyor. Alain Delon’un gençliğini andıran Serdar’ın hiç de Afrikalıya benzeyen bir tarafı yok ama bütün eski Foçalılar “Kongo” diyorlar. Sonradan öğrendim. Serdar ilk gençlik yıllarında o kadar güneşin altında kalıyormuş ki, ona Afrika’nın en koyu renkli ülkesi olarak “Kongo”yu layık görmüşler.

Sohbet lakaplara dönünce Foçalı ünlüler resmi geçit yaptılar dostlar sofrasında: Şeker Reis, Kavak Niyazi, Tombaka Levent, Kılara İlyas uzayıp gidiyor. Bazıları hayatta değil ama sorun yok Foçalı dostları onları yaşatıyorlar.

Benim de dostlarım var Foça’da… Başlarında da Ataol Behramoğlu geliyor. Eşi Hülya ile birlikte onlar yaz Foçalısı!

Ama Ataol Abim hiçbir yerde boş duramaz. Özlem ve Yaz adlı Foça Dörtlüklerini (Tekin Yayınları) burada yazdı 2016’da…

Çok zaman önce gördümdü Foça’yı
Duygusu ilk aşk gibi bir şeydi
Yıllar sonra yine karşılaştık
Şimdi de son aşk olacak gibi

Foça normal insanları şair yapabilir. Ataol gibi dev bir şairi ise buziki çalabilen müzisyen haline getirir. Hocası Selanikli akademisyen Dionysis Goularas ile birlikte enfes bir mini konsere verince ustalık düzeyine de tanıklık edebiliyorsunuz.

İstanbul Hukuk diplomasını evinin duvarına asan gerçek müzisyen Haluk Çetin sanki bin yıllık Foçalı olmuş çıkmış. Güzel insanları birbiriyle tanıştırmaktan kalan zamanında Gramafon Kafe-Barda sahneye çıkarak Foça gecelerini unutulmaz kılıyor. Mehmet Gümüş’ün yönetiminde on yılı geride bırakan Gramafon’da ülkenin pek çok ünlüsü de sahne alıyor.

Bütün bu güzelliklere karşı eksiklikleri de var Foça’nın. Onu da  Ankaralı Öznur Gültekin Atlı gidermiş. Ezop ilçenin ilk ve tek kitapevi olarak bizim gibi misafirlerine imza günleri düzenliyor.

Foça büyük şöhretine karşı hâlâ 1960’lı yılların küçük sıcak samimi havasını koruyor. Bu şirin ilçede tele-objektifleriyle sansasyon arayan magazin gazetecilerini göremiyorsunuz.   

Bana Foça’yı özetle derseniz çok kısa olarak şöyle diyebilirim:

-Foça’da zaman durmuş!