Hayat Kadıköy olsa!

Türkiye’nin atlatmak zorunda olduğu badirelerin biri bitmeden diğeri kapıyı çalıyor. Ali Ekber Çiçek’in derlediği Pir Sultan Abdal’ın ünlü türküsü “milli marşımız” olsa yeridir:

-Derdim çoktur hangisine yanayım?

Ülkenin başına gelenlerin müsebbipleri kenara çekilmiş keyifle seyrediyorlar. Atatürk’ün koltuğunda 12 yıl oturan adam Atatürk’ün partisini imha etmek için hunharca taarruzların işbirlikçi komutanlığı görevini onursuzca üstleniyor.

Bu koşullarda ne yazılabilir?

Eskiden gazetelerde bir haber çıktığında iş başında olanlar kendilerine çeki düzen verirlerdi. Hele bir köşe yazarı konuyu gündemine alırsa hükümetler hızlı refleks göstererek “görevden alma” ile başlayıp hapse atmaya kadar giderdi.

Artık o günler geçti. Teflon derili siyasetçilerin dönemindeyiz:

-Hiçbir eleştiriden etkilenmiyorlar!

O halde yazıp çizmeyi bırakacak mıyız? Tabii ki hayır!

İyi şeyler de var. Biraz onlardan söz edelim.

Mesela Kadıköy’den…

12 Haziran’da başlayıp 21 Haziran’a kadar sürecek olan “10. Kadıköy Kitap Günleri” topluma şifalı ilaç gibi geldi. Kadıköy Belediye Başkanlığı binası çevresiyle birlikte “kitap bahçesi” haline geldi. Kadıköy Belediyesi’nin genç Başkanı Mesut Kösedağı’nın makam odası da dahil her yer kitap şenliğine armağan edildi.

Kadıköy’de bir önceki kitap günleri 2017 yılında Haydarpaşa Garında yapılmıştı. Kitap Günleri’nin Onur Konuğu Firuzan idi, bu yıl ise Ayşe Kulin! Tren vagonlarının kitapçı olduğu o etkinlik unutulmadı. Tadı damaklarda kaldı. Aradan dokuz yıl geçti. Haydarpaşa Garı Kadıköylülere kapatıldı. Araya Covit salgını girdi. Bu yıl Kadıköy’ün genç Başkanı Mesut Kösedağı “Haydarpaşa yoksa biz varız” diyerek Belediye’yi kitapçılara ve kitapseverlere açtı. Halkçı belediyeciliğin yaratıcı örneğini verdi. İstanbul’un en kolay ulaşılan kitap etkinliğini hayata geçirdi. Gebze’den ve Halkalı’dan tek araçla (Marmaray) Söğütlüçeşme’ye gelindiği gibi metrobüs ile Beylikdüzü ve Avcılar’dan da tek araçla Kadıköy kitap şenliğine ulaşmak mümkün. İstanbul’un Rumeli yakasından 15 dakikada bir kalkan vapurlar Kadıköy iskelelerine yanaşıyor.

Zeynep Oral “80 Yaşım Merhaba” kitabını imzaladı. Kadıköy Belediyesi’nin sitesinde sevilen yazarların söyleşileri ve imza günleri yer alıyor. Açılış günü de çok renkliydi. İBB Başkan Vekili Nuri Aslan “Silivri’deki İBB Başkanımız Ekrem İmamoğulu’nun sevgilerini getirdim sizlere” diyerek başladığı sözlerini edebiyat dünyasını selamlayarak bitirdi.

 Dizindeki beş dikişle sahneye çıkan Onur Konuğu Ayşe Kulin “ben bu yere kolay gelmedim” diyerek yazarlıktaki ilk parlama yıllarını neşeli bir anekdotla paylaştı:

-Benim henüz iki kitabım çıkmıştı. Halit Kıvanç’ın televizyon programına davet edildim. Diğer konuk da Gönül Yazar idi. İkisi derin bir sohbete başladılar. Beni unuttular. Programın bitiş dakikaları geliyordu. Kıvanç beni hatırladı. Söyle bakalım Ayşe Kulin ne yazar? Aman efendim dedim, Gönül Yazar varken Ayşe Kulin ne yazar?

Kulin bu güne kadar 42 kitap yazmıştı. Şimdi son kitabını yazacağını söyledi. Hatta “çok güldüreceğim sizi” diyerek kitabın adını da verdi:

-Bir Bunağın Anıları!

Dinleyici sıralarından çok güçlü “estağfurullah” itirazı yükseldi. Ayşe Kulin ise “yazacağım” diyerek indi kürsüden.

Kadıköy sadece bu son Kitap Günleri ile değil, yıl boyu süren renkli etkinliklerle insanların ve “insanlığın” nefes alıp verebildiği masal şehri gibi. Özellikle gençlerin gençliklerini yaşayabildikleri İstanbul’un en özgür parçası. Bir başka anlatımla sahici İstanbul!

Kalamış hâlâ Münir Nurettin Selçuk’un ünlü şarkısındaki gibi huzur vermeye devam ediyor. Aralık-Mart arası Kalamış Kış Festivali, şu sıralar Dünya Kupası futbol karşılaşmaları ardından Kalamış Yaz Festivali, Plak Günleri, Tiyatro ve Sinema Festivalleri, klasik müzik mabedi Süreyya Operası, Yeldeğirmeni Sanat Merkezi Caz konserleri, Sinamatek’teki kült filmler… Hepsini alt alta koyunca, yaşadığımız ülke ile ne kadar farklı olduğu ortaya çıkıyor. Yaşayanların ve misafirlerin ortak dileğiyse farklı değil:

-Hayat Kadıköy olsa!