İyi gazeteci, hapiste olandır!

 27 MAYIS hareketinin icra organı Milli Birlik Komitesi (MBK), görev süresinin sonuna doğru gazetecilere bir “kıyak” yaptı. Basın emekçileri için yeni bir yasal düzenleme getiren 212 sayılı Basın İş Kanunu’nu, 10 Ocak 1961’de yayınlandı. Yasayla, gazetecilere istifa halinde kıdem tazminatı hakkı, maaşlardaki gecikme halinde ise yüzde 5’lik faiz yaptırımı gibi avantajlar sağlanıyordu.
       Dönemin gazete patronları, bu yasaya karşı tavır olarak, gazete yayınlarını üç gün durdurdu. Gazeteciler ise yasayı desteklemek için Babıali’de yürüyüş yaparken, okurlarını gazetesiz bırakmamak için de “Basın” isimli bir gazete yayınladı. Mükerrem Sarol’un Türk Sözü Matbaası’nda basılan gazete, üç sayılık ömrüyle basın emekçilerinin mücadele tarihine geçti.
       Cumhuriyet Gazetesi’nin patronlarından Doğan Nadi, o sıcak günlerde Millet’ten Hasan Pulur’u görünce, eyleme ilişkin düşüncelerini şöyle açıkladı:
       “Oğlum utanmıyor musunuz, yürüyüş falan yapmaya?”
       “Abi siz de yapın, memlekette demokrasi var!”
       “Beş kişi yürüyüş yapsak n’olacak ki? Millet gezintiye çıktığımızı sanır.”
       * * *
       10 Ocak 1961’den bu yana 38 yıl geçti. Gazetecilerin sorunları eskiye oranla daha da ağırlaştı. Basın çalışanlarının üzerindeki ekonomik baskılar, siyasi baskılarla katmerlenerek arttı. Basın özgürlüğü bir yana, gazetecilerin yaşama özgürlükleri bile ciddi tehdit altında. Aralarında Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Turan Dursun, Metin Göktepe, İzzet Kezer, Musa Anter, Ferhat Tepe ve Onat Kutlar’ın bulunduğu 27 gazeteci, son sekiz yılda öldürüldü.
       Çalışan Gazeteciler Günü’nün 38. yılında hapisteki gazetecilerin sayısı üzerinde bir mutabakat bulunamıyor. Basın Konseyi’nin merkezi ABD’de olan Gazetecileri Koruma Komitesi’yle (CPJ) ortak çalışmasına göre, 11 gazeteci hapiste yatıyor. CPJ’nin ek listesi ise bu sayıyı 29’a kadar yükseltiyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın son raporuna göre, 67 basın emekçisi demir parmaklıklar ardında. Fransa merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler’e (RSF) göre Türkiye’de 90’la 100 arasında gazeteci cezaevinde bulunuyor. RSF açılan davalarda sanık olanların tümünün meslekleri nedeniyle yargılandığını iddia edemiyor. Ancak İsmail Beşikçi, Ragıp Duran, Doğan Güzel, Salih Özçelik, Kemal Şahin, Hüseyin Karakaş’ın kesinlikle gazetecilikle ilgili olarak hapiste olduğuna inanıyor ve ilk üçünün derhal serbest bırakılmasını istiyor.
       * * *
       Çalışan gazetecilerin durumlarının mezardakiler ve hapistekilerden çok parlak olmadığı geçen ekimde Gazeteciler Meclisi Girişimi’nin bine yakın genç gazeteci arasında yaptığı bir anketle ortaya çıktı. Anketi yanıtlayanların öncelikli sorunlar arasında ekonomik koşulları, sigortasız ve sendikasız çalışmayı birinci sırada göstermesi, çalışma şartlarının ağırlığına işaret ediyordu.
       Çalışan Gazeteciler Günü’nde hayatta kalabilmek bile bir “kazanım” haline geldiğine göre, 38 yılda bir arpa boyu yol alamadığımız kendiliğinden ortaya çıkıyor.

       Basın Konseyi ve Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) hapisteki gazeteciler listesi şöyle:
       İsmali Beşikçi, Ragıp Duran, Serdar Gelir, Mehmet Çakar, Bülent Öner, Nurettin Şirin, Kemal Şahin, İbrahim Çiçek, Bülent Sümbül, Asaf Şah, Ayten Öztürk, Sadık Çevik.
       CPJ’nin ek listesinde ise şu isimler yer alıyor:
       Sinan Yavuz, Fatma Harman, Nabi Kırman, Erdal Doğan, Serpil Güneş, Erhan İn, Hüseyin Solak, Ayfer Bölücek, Burhan Gardaş, Özlem Türk, Necla Can, Yazgül Güder Öztürk, Kamber İnan, Utku Deniz Sirkeci, Barış Yıldırım, Mesut Bozkurt ve Ufuk Doğubay.

       Emek Gazetesi’nin 29 Nisan 1998’de yayınlanan araştırmasına göre, son sekiz yılda öldürülen gazetecilerin, cinayet tarihlerine göre isimleri şöyle:
       Çetin Emeç, Turan Dursun, Halit Gören, Cengiz Altun, İzzet Kezer, Bülent Ülkü, Mecit Akgün, Hafız Akdemir, Çetin Ababay, Yahya Orhan, Hüseyin Deniz, Musa Anter, Hatip Kapçak, Namık Tarancı, Uğur Mumcu, Kemal Kılıç, M. İhsan Karakuş, Ercan Gürel, Rıza Güneşer, Ferhat Tepe, Muzaffer Akkuş, Nazım Babaoğlu, Erol Akgün, Onat Kutlar, Seyfettin Tepe, Metin Göktepe, Mehmet Topoloğlu.

(10.01.1999 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanmıştır.)

Posted in Köşe Yazıları.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir