Kürtlerin mücadele inancı ve demokrasi inadı:Newroz Piroz be!

Artık bütün Türkiye gayet iyice öğrendi ki, Newroz bu coğrafyada öncelikle Kürtlerin geleneksel bayramıdır.

Üzerine ciltler dolusu yazılmış kitap, makale, haber var.

Newroz’u özünden ayırıp sadece “bahar karşılaması” eksenine oturtmak isteyenler de biliyorlar ki, Newroz Kürtler için sonuna kadar politik bir bayramdır.

Binlerce yıllık geçmişi olan köklü gelenek nasıl oluyor da son 30 yılda politik bir öze kavuşabiliyor?

Kabul etmek gerekir ki, bu meselede aslan payı Kürtlere değil TC devletine aittir. Özellikle 1980’lerin ikinci yarısı ile 1990’ların ilk yarısı arasındaki 10 yılda devlet Newroz kutlamaların engellemek için hiçbir zulümden geri durmadı.

Devletin neden böyle yaptığını da Jandarma ve Kara Kuvvetleri Komutanlıkları görevlerini icra etmiş olan orgeneral Aytaç Yalman emekli olduktan sonra Fikret Bila’ya şöyle izah etti.

-Yetiştirilme tarzımız gereği kültürel hareketleri bile ayaklanma olarak algılıyorduk!!!

Yalman Paşanın bu benzersiz itirafının ortasında elbette Newroz kutlamaları yer alıyordu. Kültürel bir gelenek doğrudan silahlı ayaklanma zannedildiği için elde avuçta ne varsa silaha yatırılıp o silahlarla Kürklerin üzerine gidildi.

Her 21 Mart’ta böyle kutlandı Newrozlar.

Yıllar, yıllar boyu ilkel anlayış hüküm sürdü.

Kürtler de “ateş altında”  Newroz kutlamasını öğrendiler. Ama asla vazgeçmediler.

Yaşı 40’ın altında olanların tümü gözlerini böylesi Newroz kutlamalarında açtılar.

Onlar allı güllü, sarılı kırmızılı yeşilli giyinip meydanlarda halaya durdulardı, devlet de onların üzerine kurşunlar yağdırırdı. 20. Yüzyılın son çeyreğinde bu coğrafyada Newrozlar böyle kutlandı.

Devlet baktı ki, Kürtler Newroz’dan vazgeçmeyecekler, o zaman büyük bir pişkinlikle “Newroz kabulümüzdür” dedi:

-Ancak bu çok eski bir Türk bayramıdır. Kürtler de kutlayabilirler. Ama biz nasıl kutlayacaklarını göstereceğiz!

Antalya’da lüks otellere Orta Asya’daki eski Sovyet Cumhuriyetlerinin devlet başkanlarını toplayıp, otel bahçesinde demir dövdüler.

Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Devlet Bahçeli, Mesut Yılmaz alayı “Newrozcu” oldu çıktı.

Onlara paralel olarak şehirlerde valiler, kasabalarda kaymakamlar, “Resmi Newroz Törenleri” düzenlemeye başladılar. Ateş yakıp, komik hareketlerle üzerinden atladılar.

Kendilerinin dışında ateş yakıp üzerinden atlamak isteyenleri de havada vurmaktan geri durmadılar.

Kim ne derse desin “Bölgede” en görkemli Newroz AKP döneminde yapıldı. Milyonlarca Kürt Diyarbakır’da toplandı.

PKK Önderi Abdullah Öcalan’ın kaleme aldığı Newroz Bildirisi Kürtçe ve Türkçe bütün Diyarbakır’a, bütün Türkiye’ye ve bütün dünyaya okundu.

Günümüzden sadece iki yıl önce yaşandı bunlar…

21 Mart 2015 Cumartesi günü o Newroz ile Türkiye yüzünü barışa dönmüştü. Tarihinde hiç olmadığı kadar da yaklaşmıştı.

Sonrası malum…

7 Haziran 2015 genel seçimleri…

“Seni Başkan yaptırmayacağız” belgesiyle gelen Kürtlerin büyük seçim zaferi…

Dolmabahçe’de kurulan Barış masasının tekmelenmesi…

Hepsi yaşandı.

Şimdi Türkiye yeniden bir sandık sınavına doğru ilerliyor.

Yakılmış, yıkılmış şehirlerde Kürtler yine Newroz kutlamaları yapıyorlar.

Mücadele inançları ve demokrasi inatları hiç bitmedi.

Artık devlet bile onları 21 Mart’ta Kürtçe selamlamak zorunda kalıyor:

-Newroz Piroz be!  

 

 

 

 

Posted in Genel.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir