BEN CUMHURİYETİM!

 

Cumhuriyet gazetesi ben okuma yazma bilmediğim yıllarda her gün evimizde olurdu. Sonra onun sıkı bir okuru oldum. 1970’li yıllarda Cumhuriyet gazetesiyle birlikte görünmek, doğrudan saldırılacak bir hedef haline gelmek demekti. O yıllarda da Cumhuriyet ile ayrılmadık!

Hiç çalışmadığım bu gazetede o kadar çok yakın arkadaşım oldu ki, kendimi hep Cumhuriyet’te “çalışmış gibi” hissettim. Hatta 2000’lerin başında Cumhuriyet Dergi’ye birkaç yazı da yazdım.

2013’te ise İZ TV’de Yakın Tarih kuşağına “Cumhuriyet’in Gazetesi” adıyla bir de belgesel yaptım. Ama bunların hiç biri “Ben Cumhuriyet gazetesiyim” demeye yetmez.

Esas olan Cumhuriyet gazetesinin ifade özgürlüğü konusundaki ödünsüz çizgisidir. Bu yüzden Cumhuriyet dün, bugün, yarın hepimizin gazetesidir!..

Fransa’daki Charlie Hebdo katliamı sonrasında verdiği ek Charlie dergisiyle Türkiye’nin onurunu kurtardı. Tıpkı Hrant Dink’in katledilmesinden sonra onun tabutu arkasından yürüyen 200 bin kişinin Türkiye’nin onurunu kurtardığı gibi…

Türkiye sadece katillerin, canilerin, yobazların, gericilerin ülkesi değildir!

Cumhuriyet gazetesi dün olduğu gibi bugün de risk alarak aydınlık Türkiye’nin varlığını kanıtladı.

Türkiye’nin karanlığa çekildiği her dönemde Cumhuriyet gazetesi onurlu bir meşale olarak parıldadı. 12 Eylül’de yargılanan Barış Derneği’nin üyeleri arasında Cumhuriyet’in yazarı Ali Sirmen, Avukatı Orhan Apaydın, Doktoru Erdal Atabek vardı.

Devletin katlettiği Uğur Mumcu Cumhuriyet’in bağımsızlık zirvesiydi. Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Bahriye Üçok Cumhuriyet gazetesinin yazarlarıydı.

Cumhuriyet Gazetesi Türkiye’nin direniş noktasıdır. Askeri diktatörlere boyun eğmeyen bu özgürlük ocağı şimdi takunyalı diktatörlere ve onun dinci teröristlerine mi boyun eğecektir?

Bütün bu sebeplerden ötürü diyoruz ki:

-Ben Cumhuriyetim!

 

İFADE VERMEK DEĞİL,

İFADE ETMEK İSTİYORUM!

(İnsan Hakları Derneği afişinden…)

 

 Akit solcuları severdi!

 1990’lı yılların ikinci yarısında Akit Gazetesinde “medya” sayfası vardı. Değişik gazetelerden alıntılar yapılan bu sayfanın en fazla “konuk” olan gazeteciydim.

Benim magazin türü haber röportajlarım bile bu sayfanın manşetine çıkardı. En çok da devletin en baskıcı aygıtına karşı yaptığım haberler, yazdığı yazılar seçilirdi.

Mesela bir gün Kızılordu Korusunun İstanbul konserini yazmıştım. Misafir sanatçılar Onuncu Yıl Marşını seslendirdiklerinde Açık Hava Tiyatrosunu dolduranlar her birlikte koruya katılmışlar coşku doğra çıkmıştı.

Ben de o anı şöyle notlamıştım: Kızılordu oldu bizim ordu!..

Bu izlenim yazısı ertesi gün olduğu gibi Akit medya sayfasının er tepesinde yer aldı:

“Kızılordu-bizim ordu!”

İslamcı arkadaşların ordu nefretiyle, cesaretleri ters orantılı olduğu için bizim tarafa geçip aşırma yapıyorlar. Eğer bir dava falan gelirse de yazı bizim değil ki” kolaycılığının arkasına yatıyorlardı.

Şimdi bakıyorsunuz Akit çok cesurlaştı!.. AKP Hükümetin etiğine yapıştıktan sonra karşılarına kimsenin çıkamayacağı rahatlığıyla serbest atış yayıncığı yapıyorlar.

Cumhuriyet okurunu hedef tahtası olarak gösteren karikatürleri büyük bir “aymazlıkla” yayınlıyorlar.

Artık çok cesurlar! Eski Ordu olmadığı için solcuların yazılarına ihtiyaçları kalmadı!  

Posted in Genel.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir