Bi seçtir-git be abi!

Mahalli İdareler Genel Seçimleri (31 Mart 2019) hayırlısıyla yapıldı ve bit… Yok, bitmedi.

Demokrasinin cilvelerini tam olarak yeni yeni öğreniyoruz. Sadece bizler değil demokrasinin ilk uygulandığı ülkelerin yöneticileri de bize bakarak öğreniyorlar.

Böyle bir demokrasi şimdiye kadar görülmedi, duyulmadı.  

Son seçimlere kadar Türkiye’nin kazanan partisi vardı. Seçimleri hep o kazanırdı. Hem de çok hızlı biçimde. Sandıklar 17.00’de kapanır, seçim sonuçları 18.30-19.00’da belli olurdu.

-Kim kazandı?

-Kim olabilir?

-O..!

-Evet!..

Sonra sıra destanlara gelirdi. Demokrasinin zaferi, bir kez daha, yine O kazandı gibi mavallar okunurdu.

Kazanan kazandığını gayet özgüvenli, kibar, kapsayıcı, yumuşak, efendi biçimde ilan ederdi. O esnada büyük şehirlerin merkezi bölgelerinde oy sayımını sürdürenler, “bitirilmiş seçimin davası olmaz” diyerek sayımı bırakırlar, evlerine gidip televizyonlardan (doğa-üstü yeteneklere sahip) medya maymunlarının silikon yorumlarını dinlerlerdi.

Muhalif aydınlar zavallı duruma bakıp iç geçirirlerdi:

-Yine destanlara geldik!..

İktidarın nasıl kazandığını görürdük.

Ama bilmezdik.

Hiç bilmediğimiz ise iktidarın seçim kaybettiğinde neler yapabileceğiydi.

2019 Mahalli İdareler Seçimleri bunu da gösterdi:

-İktidar, iktidarını ‘al gülüm’ diye vermeyecek!

Zafer şarkılarının yerine muhalefete Barış Manço diletecek:

-ZORDUR ALMAK bizden kızı!..

Seçimi kazanana mazbatasını alabilmesi için huysuz bir deve ile onlarca hendek takdim edilecek.

Ülkenin batısında seçim kazanmış “şanslı muhalefet” için uygun görülen bir yöntemdir. Bir de memleketin Doğusu ve Güneydoğusu var. Ki, buralarda hile-hurdanın bini bi paradır. Seçimi ezici üstünlükle kazanmış belediye başkanı mazbatasını almaya gittiğinde üzüntüler dile getirilerek:

-Maalesef sizin mazbatanızı ikinci olana verdik.

-Ama bu haksızlık!

-Evet doğru. Size daha önce de bir haksızlık yapılmış. Bu haksızlığa dayanarak bir haksızlık daha yapabiliyoruz. Hani bir alana bir de bedava kampanyaları var ya. Aynı onun gibi.

-Siz Franz Kafka’nın kitaplarından mı çıkıp geldiniz?

-Valla biz de nereden geldiğimizi bilemiyoruz. Emir kuluyuz. Ne söylenirse onu yapıyoruz.

Demokrasinin en cilveli aşamasını yaşıyoruz. Kazanan tam kazanmış olamıyor, kaybeden de tamamen her şeyini yitirmiyor. Makamlara zamk ile oturarak, kalma zamanını öteleyebiliyor. Seçimlerden yorgun düşmüş olanlarda ise mevcut demokrasiye uygun dert yanmalar vücuda geliyor:

-Bi seçtir git be abi!..