Sevgililer Gününde Ölmek

Zonguldaklı Muhsin Ercan, öğrencilik ve askerlik dışında yaşamının tamamını Karadeniz Ereğlisi’nde geçirdi. Ereğli Demir Çelik’te iş hayatına başladı. Benim Zehra halamın büyük kızı Gönül Ablamla orada evlendi. Böylece Beykoz’un damadı oldu. İki kızı Esra ve EbruEreğli’de dünyaya geldiler. Ama Muhsin Abim sorulduğunda hep “Zonguldaklıyım” derdi. Ne farkı var ki, ha Ereğli ha Zonguldak? diye sormuştum bir gün Ereğli sahilindeki bir balıkçı meyhanesinde… İtirazının felsefi boyutu vardı:

-Herkesin memleketi çocukken dut ağacından düşüp kolunu kırdığı topraktır!

Muhsin abim kolunu Zonguldak’taki dut ağacının dibinde kırmıştı. Kolunu kırdı ama kimsenin kalbini kırmadı. Herkesin her derdi ile ilgilenmeyi görev kabul etti. AKUT, AFAT falan yokken Ereğli’de Muhsin Ercan vardı. Bu yüzden Ereğli’nin en çok sevilen kişileri arasında ön sırada yer aldı.  

Yazar Savaş Büke 30 Nisan 1984 tarihli Şirin Ereğli gazetesindeki köşesini ona ayırmıştı:

“Muhsin Ercan’a ne zaman ihtiyacınız olursa o çıkar gelir. Spor kulübü yöneticiliği için kapısı çalınır kabul eder, Vakıfta ondan yardım istenir üstlenir. Bir hayır kurumu için yapılan yemekli toplantıda eline mikrofon uzatılıp  bütün bir geceyi onun yönetmesi istenir, aç kalır sahneyi bırakmadan finale kadar bir kuliste  sahne önünde  profesyonel sunucu gibi koşturup durur. Muhsin’ciğim biz Ereğliler seninle övünüyoruz!”

  

Muhsin Ercan hayatının son döneminde de ağır hastalık koşullarına karşı büyük bir direnç gösterdi. Böylece yıllardır birbirlerini görmeyen eş, dost, yakın arkadaş, akraba herkesi Taksim Acıbadem Hastanesi’nde buluşturdu. Son bir gayretle yoğun bakımdan çıkıp servis odasında onlarla yüz yüze vedalaştı. Bu da Muhsin abimin yaptığı son iyilik oldu. 15 Şubat Cuma günü ikindi vakti Kanlıca Cami’nde bu güzel insanla vedalaştık, onu damadı olduğu Beykoz’da (Kanlıca Mezarlığı) kalbimize gömdük.

Kızları Esra ve Ebru babalarının ardından 19 Şubat 2019 günü Hürriyet gazetesine verdileri “Yaşam” ilanında babalarının kendileri için ne ifade ettiğini şöyle anlatmışlardı:

“Karaçalılar gibi yerden bitme iki çocuk, çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-nasıl koşarsa ardından bir devin, Muhsin Ercan’ı biz öyle sevdik,

İlk aşkımız, son aşkımız, hep aşkımızdı. Her daim dört dörtlük olanımız, her gün arayıp “bugün seni ne kadar sevdiğimi söylemiş miydim?” diyenimizdi.”

“Her sorunumuza cevabı olanımız, Bizi Ereğli köylerinden topladığı nergislere boğanımız, her işte bir hayır, her insanda bir güzellik görenimizdi.”

“İnsanlığı, dürüstlüğü, tevazu sahibi olmayı, çalışkanlığı öğretenimizdi. Meydan Laorusse’de adı geçenimiz, ayrıştırma birleştir diyenimiz, tadı damağımızda kalanımızdı.”

“Ne mutlu bize ki senin kadar özel bir insanın adam gibi adamın kızları olma ayrıcalığını yaşadık, gurur duyduk. Allah senden ve bize yaşattığın bu muhteşem hayattan razı olsun. Hakkını helal et canımız. Yolun ışık, mekânın cennet olsun. Tekrar kavuşana dek, özlemle…”

“1 numara Ayçiçeğin Asilin, 2 numara Kahve Çekirdeğin.”

Kendisi gibi çocukları da babalarını aşkla sevdiler. Mezarı kapatılırken iki kızı içine düşercesine eğilip seslendiler:

-Baba sana çok teşekkür ederiz!

Muhsin Ercan gönül işlerinde tam bir Orka idi. Hayatı boyunca tek eşli kalmayı seçti, Gönül ablamdan başkasını görmedi gözleri… O kadar sevdi ki;

-14 Şubat Sevgililer Gününde veda etti!